Arkadaşlar, esenlikler. Bu yazıyı yazma amacım uzun zamandır içimde biriken ama çoğumuzun da hissettiğini bildiğim bir meseleyi dile getirmek: Toplum olarak tepkimiz çok dağınık ve markalara karşı gerektiği gibi örgütlü değiliz. Hepimiz tek başımıza şikâyet ediyoruz ama birlikte bir güç oluşturamadığımız için hiçbir şey gerçekten değişmiyor.
Ama asıl mesele sadece pahalılık da değil. Farkında mısınız bilmiyorum, markete giriyorsun ve raflarda gerçek anlamda “ürün” bulmak neredeyse imkânsız. Her şey, olması gereken şeyin taklidi gibi. Etiketine bakıyorsun “vişne suyu” yazıyor, içindekiler kısmına dönüyorsun vişne yok. Peynir diyorsun, peynir değil; çikolata diyorsun, kakao yok; meyveli bir şey alıyorsun, meyve aroması dışında hiçbir şey yok. Yani bize ürün değil, ürünün fikri satılıyor. İçeriği kimyasallarla doldurulmuş, özünden uzaklaştırılmış, sadece görüntüde o olan şeyler.
Ve en acısı şu: Bu durum artık normalleşti. Kimse şaşırmıyor, kimse ses çıkarmıyor. Çünkü herkes aynı yorgunlukla yaşıyor. “Zaten elimizden ne gelir ki?” duygusu yerleşmiş durumda. Tepkilerimiz sosyal medyada birkaç gün sürüyor, sonra unutuluyor. Markalar da bunu bildiği için kendine çeki düzen verme ihtiyacı hissetmiyor…
Ve bu durum sadece market raflarıyla sınırlı da değil. AVM’ye gidiyorsun, insan gibi yaşamak istiyorsun, üzerine iki üç parça bir şey almak istiyorsun. Fiyatların fahiş olduğunu bile bile “tamam” diyorsun, çünkü ihtiyacın var. Ama aldığın ürün daha birkaç yıkamada formunu kaybediyor. Tişörtün yakası dönüyor, kumaşı inceliyor, rengi soluyor. Daha doğru düzgün giyemeden çöp oluyor. Verdiğin para boşa gidiyor…
bunun gibi bir ton şey var ama yazması uzun olur Burada bahsettiğim şey sebepsiz saldırmak değil; bilinçli şekilde hedef almak. Kötü ürün satanı, fahiş fiyat uygulayanı, kalitesiz hizmet vereni görmezden gelmemek. Tıpkı zamanında EspressoLab örneğinde olduğu gibi, toplu tepkinin gerçekten bir karşılık bulabildiğini gördük. Demek ki birlikte hareket edildiğinde markalar geri adım atabiliyor. lütfen artık örgütlenelim
kıvılcım olması amacıyla ilk hedefi göstermek istiyorum: ülker, market raflarının çoğu bu markanın ürünleriyle dolu ve bütün ürünlerinin tat kalitesi rezalet içerisi bizi zehirleyen kimyasallarla dolu
Turk telekom turkcell ve vodefone kisacasi 3 şeytanlardan başlamalıyız bence
aynen, mafya bunlar. aynen amerikadaki gibi siyasetçileri satın alıp istediklerini yaptırıyorlar. siyasetci/milletvekili dediklerimiz tamamen zenginler için calısıyor


